EFSANELERI
Efsaneleri ..:: GELİN YURDU (DÜĞÜN YURDU) EFSANESİ::.. Yeşilyurt ilçesinden, bağ ve bahçelerin bulunduğu Taftacık semtine giderken, Davullupınar'ın karşılarına düşen düzlüğe "Gelin Yurdu", "Düğün Yurdu" deniliyor. Evvelce burası bir yerleşim yeriymiş. Bu bağ ve bahçe sahiplerinin toprak altından çıkardığı çanak-çömlek parçalarından da anlaşılıyor. Orada oturanlar düğünlerini işte bu düzlükte yaparlarmış. Birisi evleneceği zaman herkes oraya çağrılır, yenip-içilip, eğlenilirmiş. Söylentiye göre orada yaşayanlar kısa boyluymuş. Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce, geç saatlerde, Yeşilyurt'lu iki ikişi Düğün Yurdu'na gitmiş. Orada kısa boylu adamları, ellerinde alev çıkaran odunlar olduğu halde, oynarken görmüşler. Korktuklarından onların yanına daha fazla sokulamamışlar. Bunlar birbirlerine çok bağlı kimselermiş. Her öğünde aynı yemeği pişirirlermiş. O gün ne yemek yapılacaksa ağanın kızı tarafından evden eve duyurulur, bunun dışında bir aş tencereye konmazmış. Bir gün başka köyden alınan bir gelin, kocasının yemek hakkındaki uyarısına aldırış etmeden canının istediği bir yemek yapmış. Akşam olup kocası eve dönünce ortalık birden karışıvermiş. Adamcağız karısının başka bir yemek pişirdiğini görünce deliye dönmüş. Kazmayı eline almış evi yıkmaya başlamış. Yüksek sesle, "aş karıştı, iş karıştı!" diye bağırmış. Bunu duyanlar durumu anlamakta gecikmemişler. Kazmayı eline alan evini yıkmış. Eşyalarını toplamışlar, evlerden çıkan direkleri de yanlarına alarak başka tarafa göç etmişler. Böylece birliğin bozulmasına şiddetle karşı olduklarını bir kez daha ortaya koymuşlar. Bu gün de kendi adlarıyla söylenen, olayın geçtiği yerin sakinleri olan, Kölükoğullarının, o zamanlar sazlık ve bataklık olan Yeşilyurt'un yüksekçe bir yerine, şimdiki Tepecik'e eski yurtarının da görüleceği bir yere yerleşmiş olmaları, Yeşilyurt'ta herkes tarafından bilinmektedir. Aynı aile aynı dayanışmayı vebirliği günümüzde de sürdürmektedir. ..:: YELKÖPRÜ EFSANESİ::.. Bir zamanlar Yeşilturt'ta zengin ve güzel bir kız varmış. Kızın babası ölmüş. Anası onu her isteyene vermeyince birdaha bahtı açılmamış. Yaşı kırkı bulunca kız tüm ümidini yitirmiş. Anasının da rızasını alarak bütün servetini hayır işine sarfetmeye karar vermiş. O zamanlar şimdi ki Yelköprü'nün bulunduğu yer derin bir uçurum halindeymiş. Derme suyu bu uçurumdan dökülür, çaya karışır gidermiş. Kızcagız buraya bir köprü yaptırmayı düşünmüş. Bir gece rüyasında oraya uygun bir köprü gösterilmiş. Köprüyü şöyle tanıtmışlar: Altından su geçer, ortasından yol geçer, üstünden hem su, hem de yol geçer. Kız büyük bir heyecenla uyanıvermiş. Olanı biteni anasına anlatmış. Gün ışıyınca bellibaşlı ustaları çağırmışlar. Kız istediği köprünün tipini onlara anlatmış. Uztalar önce "olmaz" demişler, "böyle bir köprü". Kız onları ikna etmiş. Hızla işe başlanmış. İstenilen biçimdeki köprü su ile birlikte insanların da karşıya geçmelerine yardımcı olmuş.
 
HOŞGELDİNİZ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol